To Be (am-is-are)
"TO BE" etrafımızdaki nesneleri nitelemek, özelliklerini,
yerlerini ve konumlarını belirtmek istediğimizde kullanacağımız temel fiildir.
İngilizce bir cümle kurarken her zaman bir yükleme ihtiyaç duyulur. İçinde
yüklem bulunmayan hiçbir yapı cümle olamaz.
"Mary şişmandır" veya "Jane güzeldir" gibi
cümlelerde ilk bakışta bir yüklem görülemez. Bunlar Türkçe dilbilgisinde isim ve sıfat fiillerdir. Oysa İngilizce'de
isim ve sıfat fiil diye yapılar yoktur.İşte isim ve sıfat cümleleri kurarken bu
boşluğı biz olmak (to be) fiili ile kapatırız.
Kısaca TO BE yani olmak fiili ya bir nesneyi yada nesneyi niteleyen
sıfatı belirtir. İçinde ( dır-dir ) anlamı saklamaktadır.To be cümleleri
kesinlikle eylem cümlesi
değildirler.İçinde hareket,ivme içeren
hiçbir yapıyı anlatamazlar (gitmek,koşmak,gelmek….) ► To be + sıfat John is handsome
(John yakışıklıdır)
►
To be + isim Mary is a teacher (Mary bir öğretmendir)
►
To be + fiil kesinlikle olmaz
Şimdi de TO BE yardımcı fiillerinin zamirlere göre dağılımını bir tabloda inceleyelim.
Normal Yazılış
Kısaltma I am (Ben) I'm
You are (Sen) You're He is (O, erkek) He's
She is (O, kadın) She's
It is (O, cansız,
hayvan) It's We are (Biz)
We're
They are(Onlar) They're
EXAMPLES (ÖRNEK CÜMLELER)
She is my sister (O benim kız kardeşim) His shoes are dirty
(Ayakkabıları kirli) Tom is tired (Tom yorgun)
Shops are closed (Mağazalar kapalı) Jane is at home (Jane evde)
I am 21years old (Ben 21 yaşındayım)
The movie is wonderful (Film harika)
Karen's eyes are green (Karen'in gözleri
yeşil) It is Linda's bag (O
linda'ın çantası)
They are in the kitchen (Onlar
mutfaktalar)
QUESTIONS AND NEGATIVES (OLUMSUZ VE SORU
CÜMLELERİ)
"am-is-are" yardımcı fiiliyle yapılan cümleleri soru haline getirmek
için sadece yardımcı fiil cümlenin başına getirilir. Olumsuz yaparken ise
yardımcı fiilden sonra 'not' getirilir. Bu kalıp İngilizce'nin bütün
zamanlarında aynıdır.
QUESTIONS (SORU CÜMLELERİ)
am I ?
are you...... ?
is he...... ?
is she...... ?
is it...... ?
are we...... ?
are they...... ?
EXAMPLES (ÖRNEK CÜMLELER)
Is she my daugther?
(O benim kız çocuğum mu?) Are
his shoes dirty? (Ayakkabıları kirli mi?) Is Tom
tired? (Tom yorgun mu?)
Are shops closed? (Mağazalar kapalı mı?) Is Jane at
home? (Jane evde mi?) NEGATIVES (OLUMSUZ CÜMLELER)
"am-is-are" yardımcı
fiiliyle yapılan cümleleri
olumsuz yapmak için yardımcı fiilden sonra
"not" kullanılır.
I am not
You are not
(aren't) He is not (He isn't) She is not (She isn't) It is not (It isn't)
We are not
(aren't) They are not (aren't)
EXAMPLES (ÖRNEK CÜMLELER)
She isn't my daughter. (O benim
kız çocuğum değildir.) His shoes aren't dirty. (Ayakkabıları kirli değildir.) Tom isn't tired. (Tom yorgun değildir.)
Shops aren't closed. (Dükkanlar
kapalı değildir.) Jane isn't at home. (Jane evde değildir.)
Parts of Speech (Cümlenin Ögeleri)
İngilizce öğrenmek isteyen herkes öncelikle İngilizce cümle yapısını
tanımalıdır. İngilizcede sekiz sözbölüğü vardır ve sözcüklerin her biri bu
sekiz türden birine aittir. Ancak, her sözcük için şu gruba aittir demek
imkansızdır, çünkü anlamına göre bazı sözcükler birçok grupta yer alabilir.
Örneğin, İngilizce'de fast sözcüğü;
"oruç"
anlamında isim
"oruç tutmak" anlamında fiil "hızlı" anlamında sıfat
"hızlı, hızlı olarak" anlamında zarf olarak kullanılabilir.
Bir kelimeyi öğrenirken tüm anlamlarını ve kullanımlarını öğrenen bir
kişi, aynı zamanda bildiği kelime sayısını da otomatik olarak çoğaltmış olur.
Bu yüzden bir kelimeyi öğrenirken farklı anlamlarını öğrenmek de çok
önemlidir. Ayrıca sözlükten bir kelime ararken, kısaltmalarla belirtilen sözcük
türlerine dikkat edilmeli, cümle içinde kullanımlarını sözcük türüne uygun
olarak yapmak gerekir. Aşağıda farklı sözcük türleri verilmiştir. Etkili sözlük
kullanımı ve kelime bilgisini geliştirmek için bu konunun çok iyi öğrenilmesi
gerekmektedir.
►
Verb (v) - Fiil/eylem
go (Gitmek) - talk (Konuşmak) - sleep (Uyumak) - play (Oynamak) -
run(Koşmak)- walk (Yürümek) Example: I go to work everyday . (Ben hergün işe
giderim .) ► Noun (n) - isim handbag (Çanta) - armchair (Koltuk) - Window
(Pencere) - eraser (Silgi) - notebook (Defter) Example: There is a eraser in
the handbag . (Çanta nın içinde bir silgi vardır.)
► Adjective (adj) - sıfat
beautiful (Güzel) - Ugly (Çirkin) - old (Yaşlı) - young (Genç) - dirty (Kirli)
- handsome (Yakışıklı) - short (Kısa) etc.
Example: I have a young
father. (Genç bir Babam var.)
► Adverb (adv)
- zarf noisy (Gürültülü) - early (Erken)
- well (İyi) - quickly
(Çabuk) - quietly (Sessizce) Example: I get up early
. (Erken Kalkarım.) ► Preposition (prep)
- Edat in - on
- at - from - behind (-in gerisinde) - under ( altında) - Near (Yanında)
Example: He is near the window. (O pencerenin yanındadır .)
►
Pronouns - zamirler you (sen) - he (o) - this (bu) - each (her) - himself
(kendisi) Example: I love him very much. (Onu çok seviyorum) ► Conjunctions -
bağlaçlar and (ve) - or (veya) - so (bu yüzden, böylece) - but (ama) Example :
I am ill, so I am not going to school today. (Hastayım, bu yüzden bugün okula
gitmiyorum.) ► Interjections - ünlemler Hey! - Oh! - Heaven!
Example: Hey, watch your head (Hey,
kafana dikkat et.)
Word Order (Sözcük Dizimi)
Normal koşullarda (yani, devrik yapı vs. bulunmayan durumlarda) en basit
şekli ile İngilizce'de cümle iki unsurdan oluşur: Özne + Yüklem
(Subject) + (Verb)
Türkçe'de özne çoğu zaman yüklemin sonuna bir "kişi eki" olarak
eklenebildiği için açıkça kullanılmasına gerek kalmayabilir.
-
(Ben) geldim.
-
(Sen) nasılsın ?
İngilizce'de böyle birşey - çok sınırlı
da olsa bazı konuşma durumları dışında - söz konusu olamaz.
-
(I) came.
-
How are (you) ?
►
Türkçe ve İngilizce basit cümle yapıları sadece özne ve yüklem söz
konusu olduğunda bir farklılık göstermediği için, çeviri konusunda yapı
açısından bir sorun çıkmamaktadır.
ÖZNE (SUBJECT) + YÜKLEM (VERB)
Mehmet geldi. Mehmet came
►
Çoğu zaman basit cümlede bir de nesne bulunur. Ve cümleye nesne
eklendiği zaman Türkçe ile İngilizce dili arasındaki sözcük dizimi bakımından
büyük bir fark ortaya çıkar.
-
Michelle reads a newspaper.
Subject Verb Object Michelle okur bir gazete Yukarıdaki örnekte olduğu
gibi özne ve yüklem, yani subject ve verb her zaman birlikte bulunur. İngilizce
cümle kurarken Türkçe düşünürsek hata yaparız. Zaten İngilizce konuşurken ve
yazarken yapılan hataların hemen hemen hepsi, Türkçe'yi referans almaktan
kaynaklanmaktadır. Yukarıdaki örneği
Türkçe düşünerek kurmaya çalışırsak aşağıdaki cümle ortaya çıkar.
-
Michelle a newspaper reads. (YANLIŞ!)
Subject Object Verb Michelle bir gazete okur Bu konuya başka bir
örnekle daha açıklayabiliriz. Türkçe bir cümle kuracağımız zaman sözcük dizimi
aşağıdaki gibidir.
Mehmet oğluna
öğretti. ÖZNE + NESNE + YÜKLEM
Halbuki
İngilizce bir cümleye nesne eklendiği zaman,
Türkçe cümle yapı ile arasındaki ilk temel fark ortaya çıkar.
Mehmet taught
his son. SUBJECT + VERB + OBJECT
O zaman şunu söyleyebiliriz.
Türkçe basit
cümle dizilişi : ÖZNE + NESNE + YÜKLEM
İngilizce basit cümle dizilişi: ÖZNE + YÜKLEM
+ NESNE
► İngilizcede istisnalar dışında cümle yapısı aynıdır. Yani cümle içindeki kelimeler kendi dilimizde olduğu
gibi değişmez ve devrik cümle kurulmaz. Bu da İngilizce öğrenenler için büyük
bir avantajdır. İngilizce cümle dizilişini bir formül gibi öğrenen bir kişi,
dilin yapısını büyük oranda çözmüş olur.
İngilizce
bir cümlede kelimeler,
ÖZNE + YÜKLEM + NESNE + BELİRTEÇ + YER + ZAMAN
Kim Ne yaptı Neyi Nasıl Nerede Ne zaman şeklinde sıralanır. Bu mantığa göre aşağıdaki cümleyi inceleyin.
Sue evde yerleri elektrik
süpürgesi ile saatlerce süpürdü. (Türkçe sözcük dizilişi) Sue cleaned the floor
with a vacoom cleaner at home for hours.
Sue süpürdü yerleri elektrik
süpürgesi ile evde saatlerce(İngilizce sözcük dizilişi) Yüklem = temizledi
Kim = Sue Neyi = yerleri
Nasıl = elektrik süpürgesi ile Nerede = evde
Ne zaman = saatlerce
►
İngilizce cümlelerde yer belirten kelimeler, zaman belirten kelimelerden her zaman önce gelir.
We went to a party last night. (Doğru cümle) We went last night to a
party (Yanlış cümle) ► Aşağıdaki
örnekleri inceleyin - I walk to work
everday
-
I go to bed early
-
We arrived at the airport
at 4 o'clock
►
İngilizce'de zaman belirten bazı zarfların kullanımı ise farklıdır.
Aşağıda bu zarfların bir listesi verilmiştir.
always, usually, often, sometimes, never, just, yet, already, all,
still Aşağıdaki örneklerd bu zarfların cümlenin neresinde kullanıldıklarını görebilirsiniz.
EXAMPLES (ÖRNEKLER)
I always wake up early. (Her zaman erken kalkarım) My sister usually
watches TV at night. (Kızradeşim genellikle geceleri TV seyreder.) They often
play football at school. (Onlar sık sık okulda futbol oynarlar.) Students sometimes make their teachers
angry. (Öğrenciler bazenöğretmenlerini kızdırırlar.) I have just arrived home.
(Eve şimdi/henüz vardım.) I
haven't seen the new student yet. (Yeni öğrenciyi henüz görmedim.) Thank, I
have already had breakfast. (Teşekkürler, (halihazırda/zaten) kahvaltı yaptım.
They are all waiting for the bus. (Onların hepsi otobüs bekliyorlar.)
We are still looking at the cat. (Hala kediye bakıyoruz.)
Subject Pronouns (I, you, he)
İngilizce'de ilk olarak öğrenilmesi gereken temel kelimeler
zamirlerdir. Bu kelimeler Türkçe'de olduğu gibi isimlerini yerine kullanılır ve
"zamir" diye adlandırılır. Doğadaki her bir nesnenin mutlaka bu
zamirler tarafından bir karşılığı vardır. Cümlenin "öznesi" konumunda
başta bulunurlar ve cümle içinde başka bir görevleri yoktur, yerleri asla
değiştirilemez. Aşağıdaki tabloyu inceleyin.
I (Ben) You (Sen)
He (Erkekler
için O) She (Kadınlar için O)
It (Cansız / hayvanlar için O)
We (Biz) You
(Siz) They (Onlar)
Zamirler, cümle içinde konuşulan kişinin kim olduğu belli olduğu
durumlarda, ismi tekrarlamamak için de kullanılır. Aşağıdaki cümleleri inceleyin.
Aşağıdaki
örneklerde, cümle içindeki ismin yerini alan şahıs zamirlerini inceleyiniz.
John (He) Mary (She)
John and Mary
(They) John, Mary and me (We) My dog (It)
My dog and cat
(They) My dog, cat and you (You) My dog, cat and me (We) You and Joe
(You)
Joe and Michelle (They)
George is a doctor.
He lives in New Jersey.
(George bir doktordur. O New Jersey'de yaşar.)
Object Pronouns (me, him, her) Nesne zamirleri, cümlede nesne durumundaki ismin yerini alırlar.
Aşağıdaki tabloları inceleyiniz.
I Ben Me
Beni/Bana You Sen You Seni/Sana
He O (erkek) Him Onu/Ona
She O (kadın) Her Onu/Ona
It O (cansız/hayvan) It Onu/Ona
We Biz Us Bizi/Bize
You Siz You Sizi/Size
They Onlar Them Onları/Onlara
Subject Object
I I know Sue (Sue'yu tanıyorum) Sue knows me (Sue beni tanır) me You You know Sue (Sue'yu tanıyorsun) Sue
knows you (Sue seni tanır) you He He knows Sue (O Sue'yu tanır) Sue knows him
(Sue onu tanır) him She She knows Sue (O Sue'yu tanır)
Sue knows her (Sue onu tanır) her We We know
Sue (Sue'yu tanırız) Sue knows us (Sue bizi tanır) us They They know Sue
(Sue'yu tanırlar) Sue knows them (Sue onları tanır) them GENEL AÇIKLAMALAR
►
Şahıs zamirlerinin -i, -e halleri cümlede fiillerden sonra yer alır. Bu
zamirler isimlerin yerine kullanılır ve kendilerinden önce edat (preposition) olabilir.
I like Burak and Taner.
(Burak ve Taner'i
severim.) I like them. (Onları severim.)
The soldiers killed
John. (Askerler John'u
öldürdü.) The soldiers killed him. (Askerler onu öldürdüler.)
►
İyelik zamirleri bazı fiillerden sonra “-i, -e” hallerinin dışında
anlam kazanırlar.
They met him at 9 00. (Onunla
saat 9'da buluştular.) Mark talked to me. (Mark
benimle konuştu.)
►
Object Pronouns bazen subject pronouns'a tercih edilir. "Be"
fiilinden sonra genellikle object pronouns kullanılır.
-
Who is it? (Kim o?)
-
It is me. (Benim)
-
Who wants an apple? (Kim bir elma istiyor?)
-
Me, please. (Ben, lüften)
►
Than ve as gibi kelimelerden sonra da object pronouns kullanılır.
-
John is taller than me. (John
benden daha uzundur.)
-
I am more handsome than him. (Ben ondan daha yakışıklıyım.) ► Prepositions'lardan
(at, in, for) sonra object pronouns kullanılır.
-
This postcard isn't for me. It is for you. (Bu kartpostal bana değil.
Senin için.)
-
Who is that man? Why are you looking at him? (Şu adam kim? Niçin ona
bakıyorsun?)
-
We are going to the theatre. Do you want to come with us? (Biz
tiyatroya gidiyoruz. Bizimle gelmek ister misin?) EXAMPLES (ÖRNEK CÜMLELER)
Steve kicked the ball to me.
(Steve topu bana çekti.)
Douglas wants to talk to you. (Douglas seninle
konuşmak istiyor.) Liz doesn't
like him. (Liz onu sevmez.)
John kissed her. (John onu öptü.)
Give it to me please! (Lütfen,
onu bana ver!)
The politician lied to us (Politikacı bize yalan söyledi.) Mary didn't invite them. (Mary
onları davet etmedi.)